shark

 

Bankaların faaliyetleri neticesinde elde ettikleri kârın alınan risklerle karşılaştırılması yıllar önce ortaya atılan bir kavram olmasına karşın ülkemiz için son dönemlerde oldukça önemli hale gelmiştir. Bunun başlıca temel sebepleri, krizler sonrasında ortaya konan yasal düzenlemelerin içsel verilerle hesaplanan risk göstergelerine daha fazla önem vermesi ve düşen kârlılık nedeniyle performans-fiyatlamaya ilişkin içsel göstergelerin bankaların kârlılığı için hayati hale gelmesidir. Sermaye yeterliliğindeki ihtiyatlı uygulamalar, bankaların varlıklarını tahsis ederken daha fazla analiz yapmasını gerektirmekte, yasal mevzuatta (içsel derecelendirmeye dayalı yaklaşımlarla riske esas tutarın hesaplanmasına dair düzenlemeler) yer alan kurallar riske göre hesaplanan ölçütlerin karar alma mekanizmasında daha etkin kullanılmasını zorunlu kılmaktadır.

Risk ağırlıklı ortalama aktif veya özkaynak karlılığı bu kapsamda öne çıkan araçlar olup, riske edilen varlıklara karşılık elde edilen gelirin hesaplanmasını sağlayan, Basel standartlarıyla uyumlu kârlılık göstergeleridir. Söz konusu göstergeler ve göstergelerin arkasında yer alan modeller, banka kaynaklarının müşteri risk seviyeleri dikkate alınarak, doğru kişilere aktarılmasını ve kaynakların daha verimli kullanılmasını sağlamaya hizmet etmektedir. Bununla birlikte göstergelerin günlük faaliyetlerde veya varlıkların optimum bir şekilde tahsisinde etkin olarak kullanımının bankalar için kolay bir süreç olduğu söylenemez.

Bu göstergeler içinde en önemliler arasında sayılabilecek risk ağırlıklı /riske göre düzeltilmiş ortalama özkaynak karlılığı (RAROC), banka aktiflerinin müşteri kullanımına bırakılmasıyla elde edilecek kârın oluşan risk nedeniyle gereksinim duyulan sermayeye oranını ifade etmektedir. Bunu ifade ederken özkaynağa göre bir kıstas geliştirilmekle birlikte özkaynağın ekonomik sermaye mi yoksa yasal sermaye olarak mı dikkate alınacağına göre iki farklı şekilde ifade edilebilmektedir. Basel düzenlemeleri bankalar tarafından alınan risklere içsel metodolojilerle banka tarafından ne kadar sermaye tahsis edildiğini ifade eden ekonomik sermaye yaklaşımını önermektedir. Türk Bankacılık Sektöründe içsel derecelendirmeye dayalı yaklaşımlarla yasal sermaye hesaplamasına geçiş süreci devam etmekle birlikte asıl gündemi sermayenin içselleştirmesi teşkil etmektedir. RAROC hem bu içselleştirmenin bir unsurudur hem de fiyatlamalara kadar günlük hayatın önemli bir bileşenidir.

Sermayenin bankada iş kollarına, portföylere, ürünlere, işlemlere, karşı tarafa, sektöre, bölgelere tahsis edilmesi sürecinde ne düzeyde etkin kullanıldığını göstermek için RAROC biçilmiş bir kaftandır. Ülkemiz açısından kredi riskini ön plana çıkarırsak; bankaların kredi riski modelleriyle entegre halinde çalışan RAROC, verilen kredinin batma olasılığını da dikkate alarak beklenen bir getiri hesaplanmasını sağlar ve sadece geçmişi değil geleceği de dikkate alan bir ölçüt haline gelir.

RAROC bankalar için hem iş kolları vs. yukarıda belirtilen segmentasyon kriterleri için belirlenen hedeflerle, hem de faaliyetlerin sürdürülebilmesi için belirlenen asgari seviyelerle kıyaslanan bir ölçüttür. Hedefle kıyaslanır, zira bankanın tüm fonksiyonlarının, birimlerinin, iş kollarının vs. büyüme stratejisiyle uyumlu bir şekilde hareket etmesi için bir çıta niteliğindedir. Asgari seviyelerle kıyaslanır, zira sermayenin maliyetinin altında faaliyet sürdürmenin ekonomik açıklaması çoğu zaman yoktur.

RAROC’u yalnızca risk ile kârlılık arasında bir ölçüt olarak görmek, işkollarının-birimlerin hedeflenen kârı ürettiğini gözlemlemek için kullanmak tek taraflı bir bakış açısıdır. Hâlbuki RAROC ile aşağıdaki sorulara da cevap bulabilmek mümkündür.

  • Rating kuruluşlarının banka ve bankanın kredi riski müşterilerine ilişkin değerlendirmeleri bankanın kendi değerlendirmesiyle tutarlı mı?
  • Prim sisteminin oluşturduğu katkının ekonomik değeri pozitif mi?
  • Bankanın piyasa şartları nedeniyle müşterilerine uyguladığı risk primi ekonomik olarak makul mü?
  • Hangi iş kolları veya segmentler pay sahiplerinin menfaatlerini tehdit ediyor?

Bu bölüme kadar RAROC’un önemi ve temel kullanım alanlarından bahsedilmiştir. Bundan sonraki bölümde, RAROC’un hesaplanması sürecindeki önemli hususlara değinilecektir.

RAROC’un hesaplanmasında teoride farklı yaklaşımlar söz konusu olabilmektedir. RAROC’un parametrelerine göz attığımızda; gelir, fonlama maliyeti, riske göre düzeltmiş gelir, temerrüt olasılığı, temerrüt halinde kayıp, beklenen kayıp, beklenmeyen kayıp, ekonomik sermaye gibi unsurlar bulunmaktadır. Bu parametrelerden farklı RAROC formülleri türetilse de, bankacılık sektörümüz açısından en uygun olan yaklaşımlardan birisi “Riske Göre Düzeltilmiş Net Kâr/Ekonomik Sermaye” formülüdür.

Untitled

Riske göre düzeltmiş net kâr hesaplaması, banka geneli/işkolu/birim bazında elde edilen net kârdan beklenen kayıp tutarının çıkarılması ve sermayenin beklenen getirisinin ilave edilmesi suretiyle bulunmaktadır. Beklenen kayıp, bir yıllık dönemde, alacağın değerinin azalması veya karşı tarafın muhtemel temerrüdü nedeniyle kaybedilmesi beklenen tutar anlamına gelmekle birlikte klasik anlamda temerrüt olasılığı, temerrüt halinde kayıp ve tahsis edilen riskin çarpılmasıyla bulunur. Esasında bankaların içsel modellerle kredi riskine esas tutar hesaplayabildiği dikkate alındığında, beklenen kayıp tam da RAROC hesaplamasına hizmet eden bir unsurdur.

Net Kâr hesaplamasında, ilgili birimin kredi maliyetinin bazı zamanlarda dikkate alınması tercih edilmeyebilir. Zira kredi maliyeti, işkolunun kontrolünde olmayan ve genellikle Hazine birimleri tarafından fon transfer fiyatlaması kapsamında yönetilen bir kavramdır. Diğer yandan net kâr hesaplamasında, işkollarının-birimlerin yaptığı genel giderlerin dikkate alınıp alınmamasının gerekliliği tartışmalıdır. Söz konusu giderlerin alınan risklerden bağımsız olduğuna kanaat getirildiği takdirde hesaplamaya dâhil edilmemesi daha uygundur. Bununla birlikte, örneğin banka zimmet olayları için sigorta yaptırmışsa ve sigorta maliyetlerini iş kollarına dağıtmışsa, nasıl operasyonel risk için sermaye gereksinimi hesaplamada dikkate alınıyorsa bu giderin de dikkate alınması şarttır.

Diğer yandan, riske göre düzeltilmiş net kârın, beklenen kâr halini alabilmesi için tahsis edilen ekonomik sermayenin beklenen getirisinin de dikkate alınması gerekmektedir. Bunun için hesaplamanın pay kısmına, aşağıda anlatıldığı şekilde hesaplanan sermaye gereksiniminin gösterge bono faiz oranıyla çarpılması suretiyle bulunan tutarın eklenmesi gerekir. Buna literatürde hurdle rate adı verilmektedir.

Risk İçin İhtiyaç Duyulan Sermaye Gereksinimi, risk doğuran işlem için ihtiyaç duyulan asgari sermaye miktarıdır. Riske esas tutarının %12’si veya %8’inin çarpılması suretiyle hesaplanır. Kredi veren işkolları için söz konusu sermaye gereksinimi kredi ve operasyonel risk için hesaplanırken, hazine vb. iş kolları için piyasa yapısal faiz oranı vb. riskler de bu hesaplamaya dâhil edilebilmektedir.

Mevcut RAROC dikkate alınarak ilave verilecek kredilerin hedeflenen RAROC’un üstünde bir getiri üretip üretmeyeceği, marjinal RAROC hesaplamasıyla mümkün olabilir. Bu durumda formülasyon farklılaşsa da, benzer bir yaklaşım uygulanacaktır. Aynı yaklaşım, yeni yatırımlar-sermaye enjeksiyonu kararları vb. konularda da yapılabilir. Bunun için bankanın RAROC’u günlük olarak tüm alt detaylarda hesaplayabilmesi gerekmektedir. RAROC’un doğru bir şekilde hesaplanması ve bankanın faaliyetleriyle entegre edilmesi süreci çoğu zaman oldukça meşakkatli bir süreçtir. Bunu zorlu yapan, bankaların giderlerini doğru bir şekilde dağıtabilmesi, kârlılığını ve riske esas tutarı doğru bir şekilde hesaplayabilmesi gerekliliğidir.

İdeal bir RAROC hesaplama sürecinin sahip olması gereken özellikler ise aşağıda izah edilmektedir.

  • İyi ve güncel tutulan bir veri altyapısından beslenmesi ve bağımsız bir şekilde valide edilmiş olması
  • Varsayımların analiz edilerek dâhil edilmesi, bu kapsamda en iyi uygulamalar dikkate alınarak bankanın hedeflerine ve gerçeklerine uygun varsayımların dikkate alınması
  • Hesaplamadaki parametrelerin doğruluğunun test edilmesi ve denetlenmesi
  • Modelin basit ve anlaşılır olması
  • RAROC modelinin her şeye rağmen bazı girdiler ve varsayımlardan dolayı statik bir model olduğunun unutulmaması ve karar mekanizmalarında kullanılırken gerçek zamanlı yaklaşımlarla desteklenmesi
  • Maruz kalınan ve sayısallaştırılabilen riskleri içermesi

Düşen kârlılık ve sermaye yeterliliği rasyoları işkollarının, ürünlerin ve müşterilerin kârlılığını daha dikkatli analizi gerekli kılmaktadır. Aynı kârı üretecek iki faaliyetten daha riskli olanın elenmesi paydaşların menfaati ve kurumların sürdürülebilirliği için elzem hale gelmiştir. Riske göre düzeltilmiş özkaynak kârlılığı yeterli bir veri altyapısından beslendiği ve doğru varsayımlara sahip olduğu takdirde bankalar ve diğer finansal kuruluşlar için en iyi performans ölçütlerinden birisidir.

 

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir