innovation

Ülkemizin kalkınması için herkes teknolojinin gerekliliğinden, teknoloji odaklılıktan, İphone üretmekten bir Paypal’ımız olmasından bahsediyor ancak bu amaca erişmek için yollardan yeterince bahsedilmiyor. Vergi teşviki vermekten daha yaratıcı çözüm önerilerine ihtiyacımızın zamanı gelmedi mi? Orjinal fikre sahip mikro girişimciler finansal erişim kaynaklarının kısıtlılığından bahsederken, teknoloji odaklı-yoğun Kobi’ler ah şu yatırımı finanse edebilsem de ülke ekonomisinde önemli bir yere gelsem diye dem vuruyor. Bunlara karşılık, bu kuruluşlara kredi vermesi bankalar ise verilecek kredinin yüksek riskli olduğunu, ifade ederek kredi ver(e)miyor. İnovatif şirketlerin heyecanları maalesef bankaların içsel kredi derecelendirmelerinin bir yerlerinde sönüyor.

Peki ne yapmalıyız sorusunun muhakkak yüzlerce cevabı vardır ama ben bu cevaplardan belki en sıra dışı olanını ülkemiz koşullarında bir yapının prototipini oluşturarak cevaplamaya çalışacağım.

Bankalar kredi tahsis sürecinde bir firmanın insan kaynağı, teknoloji yatırımlarının doğuracağı nakit akışı, operasyonel verimliliği, süreçlerinin yeterliliği gibi konulara zaman ve para harcayacak lükse sahip olmadıkları için anılan firmanın mali verilerine oldukça bağımlıdır. Yeni kurulan firmaların geçmişe yönelik nakit akışları henüz oluşmadığı için bankaların kredi derecelendirme sistemlerinde oluşturulan ön koşulları geçemeden değerlendirmeye bile tabi tutulamazlar. Nakit akışı oluşan küçük işletmelerin yeni ve olağan üstü olarak nitelenecek yatırımları ise çoğu zaman katlanılmayacak düzeyde bir risk olarak görülür. Risk sermayesi şirketleriyle karşılaştırıldığında, ülkemiz özelinde bankaların pasiflerinde o kadar ciddi bir yük ve kâr beklentisi vardır ki, bu tarz firmalara kredi vermek için onları motive eden bir şey yoktur. Risk sermayesi şirketleri ise malum ülkemizde yeterince gelişememiştir.

Tam bu noktada, teknolojiyle çağ atlayacak firmalar için veya yeni bir fikri olan küçük işletmeler için dışarıdan bağımsız bir değerlendirme çok makbule geçebilir. Bankaların Tekno-Kobi’lere vereceği kredileri kolaylaştıracak bir yapı az sonra detayından bahsedeceğim “Tekno Kredi Bürosuyla” sağlanabilir.

Tekno Kredi Bürosu, Tekno-Kobi olarak adlandırılacak firmaların bilgilerini toplayan ve değerlendiren etkin ve güvenilir kuruluşlar olarak tanımlanabilir. Tekno Kredi Bürosu’nun asli görevi firmaya ve yatırımına ilişkin teknolojik bilgileri toplamak, işlemek ve değerlendirmektir. Kolayca toplanan finansal bilgiyle kıyaslandığında, teknolojik bilgi kısa bir yaşam döngüsü olan yüz-yüze mülakatlar gerektiren ve niteliksel değerlendirme için yerinde araştırmaya ihtiyaç duyan bir bilgi türüdür. Normalde kredi büroları çoğunluğu finansal veriler (bir miktar demografik veriler) ile kredi skoru üretirler. Ancak teknolojik değerlendirme due diligence tadında, yerinde anket, görüşme ve değerlendirmeler içeren bir süreçtir.

Tekno Kredi Bürosu değerlendirmelerini raporun yanı sıra niceliksel olan valide edilmiş bir model vasıtasıyla sayısallaştırır. Söz konusu derecelendirme elbette bankalar için bağlayıcı bir gösterge olamaz ancak önemli bir süzgeç vasıtası görebilir. Hatta Tekno Kredi Bürosu tarafından derecelendirilmiş bir şirkete kredi vermenin Kredi Garanti Fonu ile bir miktar desteklenmesi, daha düşük genel karşılığa tabi tutulması, verilen kredilerde oluşacak zarar için devlet-banka maliyet paylaşımı (KOSGEB örneği) vb. teşvikler ülke ekonomisine pek çok dolaylı katkı sağlayabilecektir. Daha uzun vadede bu tür kredilerin seküritize edilerek TCMB tarafından iyi oranlarla alınabilmesi (repo yoluyla) bankaların daha fazla teknoloji odaklı firmalara kredi vermesini sağlayacaktır. Önerilebilecek diğer bir teşvik ise, söz konusu değerlendirme maliyetinin bir kısmının devlet tarafından sübvanse edilmesidir.

Tekno Kredi Bürosunun organizasyonun iyi kurulması ve nitelikli bir insan kaynaklarıyla beslenmesi önemlidir. Bu açıdan büronun bankalar tarafından kurulan bir ortaklıkla, kamu-özel ortaklığıyla Anonim Şirket olarak örgütlenmesi, iç sistemler dâhil tüm kurumsal yönetim mekanizmalarının etkin işletilmesi bu hikayeyi başarılı kılar. İyi bir ücret yapısının yanı sıra, temerrüde ve değerlendirilen teknoloji firmasının başarısına (temerrüt olmamasına) endekslenmiş orta vadeli bir prim sistemi başarıyı artırması açısından gereklidir. İyi okullardan mezun olan veya iyi özgeçmişe sahip olan çalışanlar hem teknoloji firmaları için bir değerlendirme kriteri hem de bu Tekno Kredi Bürosunun insan kaynağının bir niteliği olmalıdır.

Teknoloji Kredi Bürosunun başarısı bankalardan gelen kaliteli data ve işbirliği ile orantılıdır. Daha iyi tahmin gücü için muhakkak iyi modelciler ve mühendislerlele çalışılmalıdır. Söz konusu model çalışmaları Ulusal Teknoloji Veri Merkezi’nin kurulmasına ve geleceğe yönelik planlara yardımcı olacaktır.

Şüphesiz devletimizin Kobi’leri destek anlamında bir teşvik mekanizması mevcut. Bu teşvik mekanizmasının içeriğine böyle bir modelin aktarılması mevcut politikanın etkinliğini artıracaktır.

Başta belirttiğim üzere, bankaların mevcutta firmalara yönelik teknolojik bir değerlendirme yapma imkanı oldukça sınırlıdır. Maliyet ve zaman tasarrufunu sağlayacak konsolide bir yapı kredi değerlendirme kapasitesini ve kalitesini artıracaktır. Oluşturulacak değerlendirme raporu ve derecelendirme notlarıyla inovasyonun finansmanı Kobi’ler üzerinden sağlanabilecek ve neticede ülke ekonomisinin yaratıcı ekonomiye dönüşme hayali gerçek olabilecektir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir