Fintech Out Bigtech In; Bankaların İşi Daha Zor

Covid-19 muhtemelen finansal sistemi sonsuza kadar değiştirdi. Bugüne kadar Fintech’leri kendilerine tehdit olarak gören bankacılık artık daha büyük bir tehditle karşı karşıya. Bunun adı pandemi veya küresel ekonomik kriz değil, bunun adı Big Tech. 

Küresel salgın-Corona tüketicilerin şirketlerin bankacılık tercihleri ciddi şekilde değiştirdi. McKinsey’in araştırmasına göre global bazda dijital kanalların kullanımı %20 artarken, nakit kullanımı %50 azaldı ve online ve mobil bankacılığın kullanımı çok hızlı artış gösterdi. 

Türkiye’de net bir istatistiğe sahip olamasak da, fintech denince akla gelen ilk ülkelerden olan İngiltere’de fintech uygulamalarının %20 azaldığı ortaya çıktı. Ağzımıza pelesenk olmuş disruption ve fintech kelimeleri artık modası geçmiş birer terim olarak mı kalacak ? Modası geçmeyen bir şey varsa bankaların tehdit altında kalması.

Bu tehdit Büyük Teknoloji firmalarından geliyor. Daha önceki makalemde geleceğin bankacılığında bir Amazon bir Netflix olabilmek mi yoksa Amazon, Netflix’In geleceğin bankası mı olacak sorusunun cevabının öneminden bahsetmiştim. Bu makalede de benzer bir soruya farklı bir bakış açısıyla cevaplıyorum.

Google, Amazon, Apple, Baidu ve Tencent gibi devasa şirketler tüketicilerin ve işletmelerin hayatına bu denli entegre olmuşken bankaların fintech’lerden ziyade bigtech’lerden korkması gerekiyor.

En büyük 20 teknoloji firmasının yaklaşık değeri 6 trilyon dolar. En iyi 20 fintech firmasının yaklaşık değeri ise 3,3 trilyon dolar. Arada 2 katlık bir uçurum var ve Bigtech’lerde Fintech’lerin elinde olmayan bankacılığın çehresini değiştirebilecek para, hırs ve teknoloji kapasitesi var. Ve bunları bir gecede yapabilirler. 

Bigtech firmalarının gücü, zenginliği ve yapabilecekleri neredeyse sınırsız. Hayatımızın her alanına temas ediyorlar, tüm ekonomik dengeleri alt üst edebilirler ve hükmedebilirler. Bugün finansal veri mevduattan daha değerli hale gelmiş durumda zira bireylerin davranışlarının anlaşılmasını hatta değiştirilmesini sağlıyor. Bu şirketler para kazanmak için, iş modellerini beslemek için bu veriyi istedikleri noktaya çekebiliyorlar. Veri toplamak, işlemek, yönetmek Bigtech şirketlerinin olağan işleri. Öyle hızlı bir şekilde yayılıyorlar ki gittikleri yeri kurutuyorlar (yani hâkim oluyorlar). Müzik, yayıncılık, perakende, oyun, film, ulaşım, sağlık…

Sıranın bankacılık ve finansal hizmetlere geldiği konusunda kimsenin şüphesi yok. Çin’li teknoloji firmaları halen finansal hizmetlerle yakından ilgileniyor. Sosyal medya şirketi Tencent’in gelirlerinin %25’i finansal hizmetlerden geliyor. ABD devleri kullanıcılarına ödeme hizmeti sunmaya başlıyor. Google, Apple, Microsoft ve Amazon dijital ödemelerde bir sonraki aşamaya yelken açmış durumdalar. Whatsapp ödeme hizmeti için dünyada zemin yokluyor. Apple 30 saniye içinde açılabilen bir kredi kartı uygulamaya aldı, Google cari hesap uygulamasını devreye alacak ve Facebook Libra projesiyle kendi dijital para birimini geliştiriyor. 

Bigtech’in tehdidi yeni değil fakat çok derinden geliyor. Bu tehdit yatırımcıların talebinden beslendiği gibi COVİD krizinin sonuçlarından da besleniyor.

Geleneksel bankalarının manevra alanı, Corona sonrası ekonomik toparlanmadaki rollerinden kaynaklanan risk ve yükümlülükler sebebiyle oldukça sınırlı. Hükümetler onlara reçetelerini uygulatmaya çalışıyorlar ve yeniliklerle ilgilenecek enerjileri kısıtlı. Kredi vermeye zorlanırlarken, kredileri batırmamaya çalışmak cambaz işi. İşlerindeki risk yalnızca temerrüt olasılığından kaynaklanmıyor. Daha derin riskler var. Bir yandan mevcut kredilerin geri ödenmesini sağlarken bir yandan yeni kredi vermeye zorlamak operasyonel olarak ciddi bir şekilde yoruyor. 

Buna karşılık Bigtech firmaları iyi bir kriz tecrübesi yaşıyor. Milyonlarca kişi evlerinde kaldıkça, evlerinde çalışmaya, evlerinden alışverişe-sosyalleşmeye ve eğlenmeye zorlandıkça sadece teknoloji firmalarının gelirlerinin arttığını görüyoruz. Teknolojiye olan güvenin aşındığı, “ama şöyle-böyle kötü yanları var” cıların arttığı bir dönemde Corona onlara ilaç gibi geldi. 

Bankalar için çok ciddi bir tehlike var. Zaten Türkiye’de bankacılık yapmak esprisini ciddi anlamda yitirdi ama dünyada da geleceğin bankasının şeklinin, mülkiyetinin, amacının belirsiz olduğunu görüyoruz. Müşterinin harcama kararına olan nüfuzu, mali güçleri ve hırslarındaki artış Bigtech firmalarının bankalar için tehlikeli bir senaryo oluşturmasını sağlıyor.

Bankaların müşterilerinin taleplerini karşılama, etkileme ve değiştirme yetenekleri oldukça zayıflamış durumda. Eğer bankalar kendi geleceklerini pozitif bir şekilde değiştirmek istiyorlarsa, cesur ve kararlı davranmalılar. 

Önümüzdeki yıllarda mücadele iki alan üzerinden devam edecek. Bunlardan ilki “veri” üzerinden olacak. Bankalar ve Bigtech’ler veri üzerinden savaşacak. Veriyi iyi koruyabilen, anlayabilen ve kullanabilen taraf savaşı kazanacak. Veri bu savaşta hem ödül hem de başarının anahtarı olacak. 

İkinci önemli faktör ise eko sistemin diğer bileşenleriyle işbirliğini geliştirmeyle ilgili. Yapay zeka, blockchain gibi diğer disiplinleri lehine kullanan ya da bu disiplinlerde önder olan kuruluşlarla verimli işbirliği geliştiren taraf savaşta önemli bir avantaj elde ediyor olacak.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir