Geleneksel şirketlerin aksine start-up şirketler verimli iş fikirlerinin kısa sürede faaliyete geçirilebilme özelliği ile ön plana çıkmaktadır. Her ne kadar verimlilik ön planda olsa da bu şirketlerin kuruluşlarından itibaren dikkat etmesi gereken hususlar vardır. Bu hususların başında şirketin doğru şekilde kurulması, pay devir taahhütlerinin doğru şekilde oluşturulması gelir. Maalesef kuruluş aşamasında yapılan hataların bir kısmı sonradan istenmeyen sonuçlara yol açabilmekte ve şirketin yol almaya başladığı esnada verimliliğin azalmasına şirketin asıl odak noktasının değişmesine sebep olmaktadır.

Start-up kurulurken yapılan birtakım hatalar ise sonradan değiştirilebilmekte ancak zaman ve para kaybına sebep olabilmektedir. Bunların bir kısmı aşağıdaki şekilde sıralabilir;

  • Kurulan şirket tipinin hatalı olması
  • Şirket paylarının devrinde esneklik sağlayabilecek şekilde oluşturulmaması,
  • Yönetim ve temsil kademelerinin oluşturulmaması,
  • Hukuki olarak görev ve sorumlulukların dağıtılamaması,
  • Payların hak ve menfaatlerinin belirlenmemiş olması.

Start-up kurulduktan sonra zorlu bir sürece sokan ve değiştirilmesi güç olan hataların başında ise hisse devir taahhütleri ve opsiyonları gelmektedir. Bu şekildeki diğer bir hata ise marka ve patent haklarının korunmasında ortaya çıkmaktadır. Fikri mülkiyet, start up şirketlerin en değerli varlığıdır.  Yatırımcılar, fikri mülkiyeti belirsiz olan şirketlere yatırım yapma taraftarı olmazlar.  Fikri mülkiyet davası ise çoğu girişimin altından kalkamayacakları bir yük oluşturmaktadır.

Start-up kuruluşunda maliyetlerin karşılanması ilk aşamada güç olduğundan özellikle personel maliyetinin düşürülmesi için hisse devir taahhütleri ve opsiyonları vermek kurucular açısından en kolay formül olmaktadır. Bazen bu taahhütler yazılı ve resmi şekilde verilirken bazen de gelişigüzel ve yasal olarak problem yaşatacak şekilde verilmektedir. İlk etapta çok önemli görülmeyen bu vaadler sonraki aşamalarda şirket önemli bir atağa kalkarken hatırlanmakta ve kurucular için pek de istenmeyecek aşamalara doğru ilerlemektedir. Doğru yöntem ise bağlayıcı ve sınırları belirgin olan yasal sözleşmeler ile başlangıçta bu problemleri ortadan kaldırmaktır. Örneğin yüzdelik olarak pay taahhüdü verilmesi şirketinizin sonraki aşamalarda alacağı yatırımlar ile ortaya çıkan yeni yüzdelik modeline aykırı bir yapıya doğru götürebilmektedir.

Start-up firmalarının yanılgıya düştükleri en önemli hususlardan diğeri şirket için geliştirilen yazılım, tasarım, fikir veya farklı fikri mülkiyetlerin artık şirketin malı olduğudur. Start up içerisinde hızlı bir şekilde geliştirme süreçleri yaşanmakta ve bunun sonucu olarak ortaya bir çıktı sunulmaktadır. Şirket adına geliştirilen bu çıktı yazılım, yazılımın bir parçası da olabileceği gibi tasarım veya tamamen farklı bir fikri mülkiyet konusu çıktı da olabilmektedir. Start up içerisinde geliştirilen bu çıktının yasal sahibi olarak şirket baştan itibaren önlemlerini almamışsa sonraki süreçte her geliştiricinin pay sahibi olarak hak talepleri ile karşılaşması mümkün hale gelecektir.

Genel olarak konuşursak, şirket ne kadar başarılı olursa gelebilecek hak talepleri de o kadar büyük olacaktır. Bu hatalar bariz ve kaçınılabilir görünse de bu durumları çözmek için muazzam meblağlar ödemek zorunda olan tanınmış girişimleri azımsanmayacak sayıdadır.