Finans merkezleri hala çokça anılan bir terim olmasına karşın aslında popülaritesini yitiriyor. Tek bir şehirden, bir merkezden, ayrılmış bir bölgeden veya bir server’dan insanların finansal ihtiyaçlarını karşılamak artık demodeleşiyor. Merkez terimi beraberinde aşırı bir statükoyu, yoğun mevzuatı, bilgiye erişme maliyetini, yüksek cezaları beraberinde getirdiği için sevilmiyor. Hoş karşılanmamasının daha önemli nedenleri ise yeterince şeffaf olmaması, neden olduğu krizlerin masum mağdurlar yaratması ve en önemlisi yüksek maliyet getirmesi diyebiliriz. İşte bu noktada DeFi-decentralized finance-merkeziyetsiz finans adlı bir kavram gelişiyor.

Teknolojik devrim ise bu olaya farklı bakıyor ve merkezi finansın anılan eksiklerine de çözüm üretiyor. Merkeziyetsizleşme ve merkeziyetsiz finansın potansiyeli heyecandan öte o kasvetli merkezlerin kötü yanlarını bertaraf etmeyi hedefliyor. 

Merkeziyetsiz finans-DeFi-, aslında dört temel devrimden besleniyor. Bunlar Dağıtık Defter, Yapay Zeka, Büyük Veri ve Bulut. Bu dört teknoloji finansal teknolojiyi-fintech’i besliyor. Biz bu dört devrimden dağıtık defter teknolojisine yani en önemlisi saç ayağı olan blockchaine daha fazla odaklanmak istiyoruz. 

Defi blockchain’in sağladığı şeffaflık, aracının kaldırılması ve maliyetlerin düşürülmesi imkanından yararlanarak finansta demokratikleşmeyi vaat ediyor. Bazıları bunu anarşiye giden bir yol olarak karalasa da, hiç bir anarşist hareketin şeffaf olamayacağını biliyoruz. Aracısızlıkdan, merkezin sistemi kontrol etkisinin azaltılmasından, maliyet oluşturan kalemlerin elimine edilmesinden bahsediyoruz. Bir sabah uyandığınızda dünyadaki tüm finansal hizmetlere mevduata, krediye, finansal araçların alım satımına, sigortaya yalnızca bir telefon ve internet bağlantısıyla doğrudan ulaşabileceğiniz bir yapıdan bahsediyoruz. Biz bir ütopyadan bahsetmiyoruz, ki bugün açık bankacılık, açık finansın devletlerce kabul edilmesi ve desteklenmesi bu yolun bize açıldığını ispatlıyor. Keza stable coin’lerin yaygınlaşmaya başlaması da Defi’nin gerçekçi olduğunu gösteriyor. Defi teknolojinin sınırları yok etmesinden daha öte bir fikir. 

Evet artık açık finans yavaş yavaş regülatörlerin ajandasına da girdiğini görüyoruz. Küresel tekelleşmenin yarattığı endişe, finansal krizler ve aracılık maliyetlerinin oluşturduğu verimsizlik nedeniyle girmesi de çok normal. Google, Alibaba ve diğer büyük teknoloji şirketlerinin ağ etkisiyle ve sahip oldukları veriyi oluşturdukları oligopolist yapıyla büyük kârlara dönüştürmesi devletleri bir miktar rahatsız ederken tam karşımıza açık finans çıkıyor. Regülatörler merkeziyetsiz finans yaygınlaşırken muhakkak AML-CFT bazlı riskleri ve yatırımcının/vatandaşının korunmasını da önemseyecektir. Ancak Defi’nin bu tür kontrollere izin vermeyen merkeziyetsiz bir yapı ileri sürdüğünü iddia etmek hatalı olacaktır. Defi bu kontrollere müsaade ederek hatta daha etkin bir şekilde denetime imkan vererek ideal bir yapı vaat ediyor. 

Risk ve Eleştiriler Yok mudur?

Elbette var. En başa dönersek finansal merkezlerden bahsederken bugün Bitcoin’in,Ethereum’un merkezi bir ofis/teşkilat gösteremediği, muattap sunamadığı bir döneme girdik. Gelecek vaat eden şirketlerin merkezlerinin, çalışanların bulunduğu yerin teknik anlamda hiçbir önemi olmadığını biz bilsek de bu durum devletleri-merkezi hükümetleri rahatsız edebiliyor. Toplamak istediği vergi, sistemde-platformda yer alan kötü niyetli bir kişinin sorumluluğu karşısında bir muhataba ihtiyaç duyuyor. Blockchain dünyasında aslında her katılımcı hem her yerde hem de hiç bir yerde değil. Ancak yukarıda bahsettiğimiz üzere bu kadar şeffaf bir sistemde bunlar kolaylıkla aşılabilecek meseleler. Zaten full merkeziyetsiz yapılardan ziyade yarı merkeziyetsiz yapıların şu an aktif olması en azından kurumsal bir muattabın mevcut olması bu bahsettiğim eleştiriyi yok ediyor

Defi’nin eleştirilen diğer bir yönü ise veri güvenliği ve korumasıd. Zira Defi’de işlemin tarafının verileri aynı anda pek çok server’a gidebilir. Verinin sahipliğinden tam bahsedemeyeceğimiz için verinin korunması güçleşir. Veri ihlalleri karşısında Defi bazen çözümsüz kalabilir.

Peki Çözüm Nedir?

Biliyoruz ki düzenleyici ve denetleyici kurumlar yakın geçmişte ICO ve kripto paralara öncelikle yatırımcı ve tüketicinin korunması açısından ele aldı. Özellikle teknolojinin yarattığı dijital değerin menkul kıymet olarak tamamlanması sermaye piyasası kurumlarınca tereddüt etmeden ağır regülasyonlara tabi tutulması yeniliğe ket vurdu. Scam niteliğindeki ICO’lar yeniliğin benimsenmesinde engel teşkil etti. Bununla birlikte bazı ülkeler güvenli limanlar, sandbox’lar veya daha düşük limitlerle bu sorunu yumuşattı. Biliyoruz ki Defi’de yaratılan veya işlem gören finansal araçların büyük çoğunluğu menkul kıymet tanımına girmiyor ancak az bir kısmı için de yatırımcının korunması ve teknolojinin geliştirilmesi dengesinin sağlanması gerekiyor.

Defi’ler bir regülasyona uysa da başka bir regülasyona uymayabiliyor. Ülkeler arasındaki düzenlemeler daha da önemlisi bakış açıları çok farklı. Bu konuda uluslararası pek çok kurum olmasına rağmen bu kurumlar genelde tavsiye içeren rehberler üretip inisiyatifi ülkelere veriyor. Dolayısıyla ciddi bir frekans farkı oluşuyor. Bu sadece Defi’ler için değil herhangi bir fintech projesinin maruz kaldığı sorun. Şahsen Covid virüsünün yarattığı dijital devrimin bu mutabakatı teşvik edeceğine inanıyorum.

Veri daha özgün bir terimle açık veri konusu ise iki ucu sivri bıçak gibi. Avrupa Birliği’ni baz alırsak, bir yandan GDPR ile finansal kurumları veriyi kullanma için oldukça sınırlarken bir yandan veri yönetim süreci açısından standartlaştırma hamlesine girerek sisteme yeni giren kullanıcıların veri’yle daha kolay oynamasına imkan sağlıyor. Diğer bir deyişle artık veriye ulaşmak çok daha ucuz ve transfer etmek daha kolay. Büyük finans devlerinin rahatsız olduğu açık finans, açık veri gibi kavramlar Defi için bir fırsat zira aslında AB güzel bir imkan sunuyor. Bununla birlikte yine de Defi’nin veri mahremiyetini bir miktar ihlal ettiğini itiraf etmeliyiz. 

Defi’lere getirilen başka bir eleştiri kripto paraların volatilitesi nedeniyle merkezi olmayan finans sisteminin istikrara kavuşmasını ve adaptasyonu engellediği iddiası. Bu iddia demode kaldı. Sağlıklı bir eko sistem kurmak için stable coin’ler buna çözüm üretebiliyor. 

Defi’lerin diğer bir handikapı pazarın talebinden ziyade teknolojinin itmesiyle gelişmesi. Evet bu ilginç bir tespit. Teknolojiyle ilgili o kadar çok proje görüyoruz ki, projelerin yaratıcıları kullanıcı dostu olma ve kullanışlı olma gibi kavramları, pazarın içine penetre olmak için gereken müşteri odaklılığı gibi olayları kenara atabiliyorlar. Bunun bir doğal seleksiyon olduğunu ve iyi bir pazarlama modeli olanların hayatta kalacağını düşünüyorum. 

Çözülmesi Zor Olan Konular:

Ne yazık ki Defi’nin bazı özellikleri var ki çözülmesi çok zor. İlk olarak merkezi olmayan bir platform üzerinde dağıtık yapıyı-güveni-uzlaşı mekanizmasını inşa etmek çok maliyetli ve meşakkatli bir iş. Hazırlık-işleme ve saklama maliyeti cidden fazla. 

Yine akıllı sözleşmelerin şeffaflığı ve güveni artırdığına şüphe olmasa da oldukça katı yani esnek değiller. Akıllı sözleşmeyi yaratmak bir yandan deney-öğrenme-keşfetme gibi bir uzun bir süreç gerektirirken bir yandan ağdaki kişilerin kısa zamanda uzlaşı göstermesi kolay olmayabiliyor. Teknolojiye aç olsak da statükodan bu açıdan kurtulamıyoruz. 

Son olarak daha çok davranış bilimiyle anılabilecek bir sorundan bahsedeceğim. Kodlama yapmak, finansal sistemi koda bağlı tutmak öznelliği, keyfiliği, belirsizliği azaltıyor, insanın hatalı yargılarından kurtarmak zaten sözleşmeyi akıllı yapan şey. Ancak bu ciddi bir sınırlama getiriyor. Geçmişteki finansal krizlerde gelişmiş risk yönetim modellerinin riskleri yeterince ölçemediğini deneyimledik. Gördük ki insanın o zımni bilgisine ve muhakeme gücüne muhtacız. Peki Defi bunun farkında mı?

Daha detaylı bilgi almak ve varsa projenizin regülasyon karşısındaki durumunu öğrenmek için bizimle iletişim kurabilirsiniz.

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir