Metaverse ve Hukuk

İş, eğlence-oyun ve eğitim dünyasında metaverse yalnızca sürükleyici bir sanal dünya deneyimi olarak anlaşılıyor. Haklı olarak işin uzmanları, “metaverse çoğu kimse tarafından yanlış anlaşılıyor” şeklinde serzenişte bulunuyor. Metaverse’i anlamak Web 3.0’ı anlamaktan geçiyor ve internet dünyasının bu paradigmasal değişimini anlamadan yorumda bulunmak da yanlış oluyor. İşin bu yönünü tartışmak akademisyenlere düşse de pratikte ticari karşılığını ve bunu nasıl yorumlandığını anlatmak bize düşüyor.

İş, eğlence-oyun ve eğitim dünyasında metaverse yalnızca sürükleyici bir sanal dünya deneyimi olarak anlaşılıyor. Haklı olarak işin uzmanları, “metaverse çoğu kimse tarafından yanlış anlaşılıyor” şeklinde serzenişte bulunuyor. Metaverse’i anlamak Web 3.0’ı anlamaktan geçiyor ve internet dünyasının bu paradigmasal değişimini anlamadan hukuki olarak yorumda bulunmakta yanlış oluyor. İşin bu yönünü tartışmak akademisyenlere düşse de pratikte ticari karşılığını ve hukukun bunu nasıl yorumladığını anlatmak bize düşüyor. Metaverse ve hukuk bu çalışmamızın kapsamını oluşturuyor.

Metaverse Gerçek Dünya Dışında Bir Kavram mı? Burada Kanunlar Geçmez mi?

Öncelikle metaverse’in tamamen sanal bir alem olduğu ve ulusal veya uluslararası düzenlemelerden muaf olduğunu söylemek tam bir yanılgı. İnternet üzerinde ülkelerin denetimi devam ettikçe metaverse ekosistemi de hukuk sistemine tabi kalacak.

İkinci olarak web 3.0 yeni bir dijital ekonomi vaat ediyor.  Web 3.0 hareketinin kalbinde, oligarşik birbirbirine bağımlı çokuluslu şirketler veya geleneksel süper güçler kümesine kontrolü vermek yerine, interneti merkezi olmayan ve demokratikleştirilmiş kesimlere teslim etme hedefi var. Bu kapsamda kanunlar uygulanmaz desek bile, bu ulvi hedefe ulaşmak için kurumsal yönetim mekanizmalarını kurmak, sözleşmelerle kişi veya grupları birbirine bağlamak, fikri mülkiyetin korunmasını ve yazılıma ilişkin teknik standartları oluşturmak için bile ciddi bir hukuki düzen gerekir. Evet hukuki düzen ama özerk bir hukuki düzen.  

Diğer yandan dijital varlıklar gibi metaverse’de elde edilen dijital değerler de mirasa konu olabilir ve icraya konu olabilir. Biz öldükten sonra ne olacak bunlara? Bu sebeple hukuk düzeni dijital varlıkları başıboş bırakmaz. 

Benim bu çalışmada amaçladığım hukuk düzeninin metaverse’i aslında nasıl sarmaladığını anlatacağım. 

Metaverse eko sisteminin yorumlamak için bazı temellere (varsayımlara) ihtiyacımız var:
Her kullanıcının, çok faktörlü kimlik doğrulama ile bir şifreleme teknolojisi ile koruna(bile)n doğrulanmış bir kimliği vardır. Bir kullanıcı dünyanın birçok yerinde takma ad kullanabilir, ancak eğlence amaçlı olmayan amaçlar için çoğu işlem gerçek bir kimlik gerektirir.

Teknoloji, kullanıcıların artırılmış gerçeklik veya başka araçlar kullanarak sanal gerçeklikten kamera tabanlı canlı görüntülere geçişe olanak tanıyacaktır ve bu durum avatar yerine gerçek bir görüntüyü imkanlı kılacaktır. 

Her kullanıcının avatarları taşınabilir, yani avatarlar tüm özellikleri, nitelikleri ve dijital özellikleri ile diğer tüm uyumlu platformlarda kullanılabilir. Uyumlu olmayan platformlar kendi düzenlerini oluştursalar da hâkim duruma gelmedikçe süreklilik gösteremezler.
Her ticari işyeri metaverse’lerde kendine her bulabilir. Kitapçı, mobilyacı, oyun eko sistemi, sosyal klüpler, alışveriş mağazaları, dini mekanlar vs.

Şimdi metaverse için gereken materyallere göz atalım:

Ticari olan her iş bir sözleşme gerektirir ve sözleşmenin yazılı olması delil kuvveti sağlar. Özellikle her yazılım sağlayıcısının, zararlarda sorumluluğunu sınırlamak, yazılımın dağıtımı ve kullanımı üzerinde kontrolünü sürdürmek; lisanslarını korumak ve yazılımın kötüye kullanımını kısıtlamak için bir sözleşmeye ihtiyacı bulunur. Ayrıca fikri mülkiyet haklarının tespiti, hükümlerin-hakların geçerliliği, kullanıcının yazılımı kullanmasının ve yazılım içindeki kısıtlanması için sözleşmelerin tasarımı önem arz etmektedir. 

Öncelikle metaverse’in tamamen sanal bir alem olduğu ve ulusal veya uluslararası düzenlemelerden muaf olduğunu söylemek tam bir yanılgı. İnternet üzerinde ülkelerin denetimi devam ettikçe metaverse ekosistemi de hukuk sistemine tabi kalacak.
İkinci olarak web 3.0 yeni bir dijital ekonomi vaat ediyor.  Web 3.0 hareketinin kalbinde, oligarşik birbirbirine bağımlı çokuluslu şirketler veya geleneksel süper güçler kümesine kontrolü vermek yerine, interneti merkezi olmayan ve demokratikleştirilmiş kesimlere teslim etme hedefi var. Bu kapsamda kanunlar uygulanmaz desek bile, bu ulvi hedefe ulaşmak için kurumsal yönetim mekanizmalarını kurmak, sözleşmelerle kişi veya grupları birbirine bağlamak, fikri mülkiyetin korunmasını ve yazılıma ilişkin teknik standartları oluşturmak için bile ciddi bir hukuki düzen gerekir. Evet hukuki düzen ama özerk bir hukuki düzen.  

Diğer yandan dijital varlıklar gibi metaverse’de elde edilen dijital değerler de mirasa konu olabilir ve icraya konu olabilir. Biz öldükten sonra ne olacak bunlara? Bu sebeple hukuk düzeni dijital varlıkları başıboş bırakmaz. 

Benim bu çalışmada amaçladığım hukuk düzeninin metaverse’i aslında nasıl sarmaladığını ve bizim de bu düzene nasıl yön vermemiz gerektiğini anlatacağım. 

Metaverse eko sisteminin hukuk açısından yorumlamak için bazı temellere (varsayımlara) ihtiyacımız var:
Her kullanıcının, çok faktörlü kimlik doğrulama ile bir şifreleme teknolojisi ile koruna(bile)n doğrulanmış bir kimliği vardır. Bir kullanıcı dünyanın birçok yerinde takma ad kullanabilir, ancak eğlence amaçlı olmayan amaçlar için çoğu işlem gerçek bir kimlik gerektirir.
Teknoloji, kullanıcıların artırılmış gerçeklik veya başka araçlar kullanarak sanal gerçeklikten kamera tabanlı canlı görüntülere geçişe olanak tanıyacaktır ve bu durum avatar yerine gerçek bir görüntüyü imkanlı kılacaktır. 
Her kullanıcının avatarları taşınabilir, yani avatarlar tüm özellikleri, nitelikleri ve dijital özellikleri ile diğer tüm uyumlu platformlarda kullanılabilir. Uyumlu olmayan platformlar kendi düzenlerini oluştursalar da hâkim duruma gelmedikçe süreklilik gösteremezler.
Her ticari işyeri metaverse’lerde kendine her bulabilir. Kitapçı, mobilyacı, oyun eko sistemi, sosyal klüpler, alışveriş mağazaları, dini mekanlar vs.

Şimdi metaverse’in hukuki düzenlemesi için gereken hukuki materyallere göz atalım:

Ticari olan her iş bir sözleşme gerektirir ve sözleşmenin yazılı olması delil kuvveti sağlar. Özellikle her yazılım sağlayıcısının, zararlarda sorumluluğunu sınırlamak, yazılımın dağıtımı ve kullanımı üzerinde kontrolünü sürdürmek; lisanslarını korumak ve yazılımın kötüye kullanımını kısıtlamak için bir sözleşmeye ihtiyacı bulunur. Ayrıca fikri mülkiyet haklarının tespiti, hükümlerin-hakların geçerliliği, kullanıcının yazılımı kullanmasının ve yazılım içindeki kısıtlanması için sözleşmelerin tasarımı önem arz etmektedir. 

Kullanıcı Sözleşmesi ve Önemi

EULA gibi son kullanıcı sözleşmesi ve kullanım şartları cep telefonundan, IOT destekli ev gereçlerine kadar her yazılımda mutlaka nasıl bulunuyorsa metaverse platformlarında da bulunması gerekmektedir. Bu sözleşmelerin hangi hukuk kurallarına göre yazılacağı önemli bir belirsizlikdir. Metaverse için milliyeti olmayan sanal bir ortam desek de, hukuk düzeninin korunması için ya genel geçer hukuk normlarını dikkate alan bir sözleşme tasarlarız ya da hedef pazarımızın hukuk kurallarını gözeten bir sözleşmeye sahip oluruz.

EULA gibi son kullanıcı sözleşmesi ve kullanım şartları cep telefonundan, IOT destekli ev gereçlerine kadar her yazılımda mutlaka nasıl bulunuyorsa metaverse platformlarında da bulunması gerekmektedir. Bu sözleşmelerin hangi hukuk kurallarına göre yazılacağı önemli bir belirsizlikdir. Metaverse için milliyeti olmayan sanal bir ortam desek de, hukuk düzeninin korunması için ya genel geçer hukuk normlarını dikkate alan bir sözleşme tasarlarız ya da hedef pazarımızın hukuk kurallarını gözeten bir sözleşmeye sahip oluruz.

Genel İşlem Şartları

ABD’deki 1933 Menkul Kıymetler Yasası, eğer istisna söz konusu değilse ihraç edilen tüm menkul kıymetlerin Gerek Türk Borçları Hukuku’nda yasaklanan genel işlem şartları gerekse Tüketicinin Korunması düzenlemelerinde yer alan tüketici aleyhine adil olmayan hükümler dünyanın neredeyse her ülkede geçerlidir ve tek taraflı tüketiciyi koruma eğilimine dikkat edilmelidir. Örneğin hem ABD’de hem de Türkiye’de tüketiciyi ilgilendiren sözleşmeler tahkime elverişli değildir. Dolayısıyla sözleşmede uyuşmazlık halinde tahkime gidileceğini ifade eden hükümler geçersiz olacaktır.

ABD’deki 1933 Menkul Kıymetler Yasası, eğer istisna söz konusu değilse ihraç edilen tüm menkul kıymetlerin Gerek Türk Borçları Hukuku’nda yasaklanan genel işlem şartları gerekse Tüketicinin Korunması düzenlemelerinde yer alan tüketici aleyhine adil olmayan hükümler dünyanın neredeyse her ülkede geçerlidir ve tek taraflı tüketiciyi koruma eğilimine dikkat edilmelidir. Örneğin hem ABD’de hem de Türkiye’de tüketiciyi ilgilendiren sözleşmeler tahkime elverişli değildir. Dolayısıyla sözleşmede uyuşmazlık halinde tahkime gidileceğini ifade eden hükümler geçersiz olacaktır. 

Fikri Mülkiyet

Yine de kullanıcı sözleşmeleri bu dijital dünyanın kullanıcılarının sahip olduğu dijital varlıkların fikri mülkiyet haklarının, kazancının ne olduğu, eylemlerinin cezai sonuçları açısından kritik olacaktır. Örneğin, size ait dijital varlıklar bir hırsız tarafından kopyalanabilir veya veriler yok edilip değiştirilebilir. Bu Sanal dünya metaforunu Türkiye’de Türk Ceza Kanunu 244. maddesi korurken, ABD’de Computer Fraud and Abuse Act korumaktadır. Neticede her ülkede bu hakları koruyan bir hukuk düzeni vardır ancak neyin korunacağı sözleşmelerde iyi bir şekilde tanımlanırsa caydırıcılığı net olur.  

Metaverse’ler birlikte çalışabilir bir platform olarak tasarlandığında kullanıcı sözleşmeleri de kullanıcıların kendi avatarlarına veya ürettikleri dijital varlıklara ilişkin fikri mülkiyet haklarına sahip olmasına imkan verecektir. Bu tür dijital varlıklar NFT olarak isimlendirilmektedir. Dijital varlıklar bazen ciddi maddi değerlere sahip olacaktır. Bu durumda fikri mülkiyet kanununa göre korunması daha da önemli hale gelecektir. Sözleşmeyle bunun hukuki karşılığı sağlanırken, metaverse platformunun sunucuları veya node’larıyla teknik karşılığı elde edilir.

Yine de kullanıcı sözleşmeleri bu dijital dünyanın kullanıcılarının sahip olduğu dijital varlıkların fikri mülkiyet haklarının, kazancının ne olduğu, eylemlerinin cezai sonuçları açısından kritik olacaktır. Örneğin, size ait dijital varlıklar bir hırsız tarafından kopyalanabilir veya veriler yok edilip değiştirilebilir. Bu Sanal dünya metaforunu Türkiye’de Türk Ceza Kanunu 244. maddesi korurken, ABD’de Computer Fraud and Abuse Act korumaktadır. Neticede her ülkede bu hakları koruyan bir hukuk düzeni vardır ancak neyin korunacağı sözleşmelerde iyi bir şekilde tanımlanırsa caydırıcılığı net olur.  

Metaverse’ler birlikte çalışabilir bir platform olarak tasarlandığında kullanıcı sözleşmeleri de kullanıcıların kendi avatarlarına veya ürettikleri dijital varlıklara ilişkin fikri mülkiyet haklarına sahip olmasına imkan verecektir. Bu tür dijital varlıklar NFT olarak isimlendirilmektedir. Dijital varlıklar bazen ciddi maddi değerlere sahip olacaktır. Bu durumda fikri mülkiyet kanununa göre korunması daha da önemli hale gelecektir. Sözleşmeyle bunun hukuki karşılığı sağlanırken, metaverse platformunun sunucuları veya node’larıyla teknik karşılığı elde edilir.

Kullanıcı Sözleşmeleri ve Platformların Birlikte Çalışılabilirliği

Kullanıcı sözleşmeleri fikri mülkiyet haklarının korunması, genişlemesi ve dengelenmesi için önem arz edecektir. Şöyle ki farklı metaverse’lerde platformun birlikte çalışılabilirliğine imkan vermek için görsel-işitsel içerikler çapraz (münhasır olmayan) lisanslamayla paylaşılabilecektir. 
Metaverse’de hizmet sağlayıcıları,  bir Creative Commons lisansı kullanarak çekirdek kodu herkese açık hale getirmeyi/alenileştirmeyi seçebilirler, Bununla birlikte metaverse’de eğilim şu an koruma yönündedir. Eğer bu şekilde kontrolcü yapı devam ederse Google ve Apple’ın mobil uygulama mağazalarındaki kurduğu otokratik düzene benzer bir durum söz konusu olacaktır. 

İster tek bir metaverse evreni olsun, ister birbiriyle uyumlu çalışan farklı metaverse evrenleri, isterse de Web 3.0’dan ilham olan sanal dünyalar kullanıcıların beklentilerini ve sorumluluklarını standart hale getirmek için bu sözleşmeler birbirine benzer olacaktır. Sadece çocuklara veya sadece yetişkin içeriklikli ekosistemlerde özel hükümlerin kapsamı farklılaştıracağı unutulmamalıdır.

Diğer yandan bazı büyük üretici veya perakende mağazalarının kendi metaverse’lerini oluşturduğu bilinmektedir. Kuracakları bu ekosistemde kendi ürün veya hizmet gamlarına öncelik verecekleri ve bunu da sözleşmeler vasıtasıyla yapabilecekleri makul bir varsayımdır. Hal böyleyken haksız rekabet veya hakim durumun kötüye kullanılması gibi hukuk yeni sorunlar üretmeye müsait olacaktır!

Bazı NFT ve DAO severler kullanıcı sözleşmelerine ihtiyaç olmadığını, akıllı sözleşmelerle bunların yürütüleceğini iddia etse de bu ütopik düşünce linkedin de dikkat çekmek için kullanılan makalelerden öteye gidemeyecektir. Kaldı ki akıllı sözleşmeler kolaylıkla hacklenebilmekte ve kullanıcı hakları yazılımlara emanet edilecek boyutta güvenli değildir. Diğer yandan DAO olarak lanse edilen organizasyonlarda bile hala topluluğa belirli bir ölçüde özerklik verilebildiği gözlerden kaçmamaktadır.

Kullanıcı sözleşmelerine eklenmesi gereken diğer hususlarla konuyu kapatmak isteriz. Topluluk standartları, müstehcenlik karşıtı hükümler, telif hakkı bildirimleri, eğer token satışı söz konusuysa bu ticarete ilişkin teknik hükümler gibi. 

Kullanıcı sözleşmeleri fikri mülkiyet haklarının korunması, genişlemesi ve dengelenmesi için önem arz edecektir. Şöyle ki farklı metaverse’lerde platformun birlikte çalışılabilirliğine imkan vermek için görsel-işitsel içerikler çapraz (münhasır olmayan) lisanslamayla paylaşılabilecektir. 
Metaverse’de hizmet sağlayıcıları,  bir Creative Commons lisansı kullanarak çekirdek kodu herkese açık hale getirmeyi/alenileştirmeyi seçebilirler, Bununla birlikte metaverse’de eğilim şu an koruma yönündedir. Eğer bu şekilde kontrolcü yapı devam ederse Google ve Apple’ın mobil uygulama mağazalarındaki kurduğu otokratik düzene benzer bir durum söz konusu olacaktır. 

İster tek bir metaverse evreni olsun, ister birbiriyle uyumlu çalışan farklı metaverse evrenleri, isterse de Web 3.0’dan ilham olan sanal dünyalar kullanıcıların beklentilerini ve sorumluluklarını standart hale getirmek için bu sözleşmeler birbirine benzer olacaktır. Sadece çocuklara veya sadece yetişkin içeriklikli ekosistemlerde özel hükümlerin kapsamı farklılaştıracağı unutulmamalıdır.

Diğer yandan bazı büyük üretici veya perakende mağazalarının kendi metaverse’lerini oluşturduğu bilinmektedir. Kuracakları bu ekosistemde kendi ürün veya hizmet gamlarına öncelik verecekleri ve bunu da sözleşmeler vasıtasıyla yapabilecekleri makul bir varsayımdır. Hal böyleyken haksız rekabet veya hakim durumun kötüye kullanılması gibi hukuk yeni sorunlar üretmeye müsait olacaktır!

Bazı NFT ve DAO severler kullanıcı sözleşmelerine ihtiyaç olmadığını, akıllı sözleşmelerle bunların yürütüleceğini iddia etse de bu ütopik düşünce linkedin de dikkat çekmek için kullanılan makalelerden öteye gidemeyecektir. Kaldı ki akıllı sözleşmeler kolaylıkla hacklenebilmekte ve kullanıcı hakları yazılımlara emanet edilecek boyutta güvenli değildir. Diğer yandan DAO olarak lanse edilen organizasyonlarda bile hala topluluğa belirli bir ölçüde özerklik verilebildiği gözlerden kaçmamaktadır.

Kullanıcı sözleşmelerine eklenmesi gereken diğer hususlarla konuyu kapatmak isteriz. Topluluk standartları, müstehcenlik karşıtı hükümler, telif hakkı bildirimleri, eğer token satışı söz konusuysa bu ticarete ilişkin teknik hükümler gibi. 

Metaverse ve Rekabet Hukuku

Metaverse eko sistemi günün sonunda rekabet hukuku kapsamında bir pazardır ve bu pazarda hakim durumda bulunma veya birlikte anlaşmalarla rekabet bozucu eylemlerde bulunma hukuka aykırıdır. Coco-cola’nın kendi kurduğu eko sistemde Pepsi’ye yer vermek istemesi en doğal hakkı olacağı düşünülse de bunların birlikte satılabildiği pazaryerinin birine öncelik tanıyıp diğerini dışlaması sorun oluşturabilir. Tabi bu sorun oluşma ihtimalinin ön şartı önemlilik kriteridir. 

Perakendeci, rakiplerinin mal ve hizmetlerini satarken veya rakiplerinin mal ve hizmetleriyle kendi malları ile rekabet ederken ve aynı zamanda bu mal ve hizmetler için araştırma ve tanıtım platformu olarak hizmet ettiğinde sorun daha da kötüleşmektedir. 

Örneğin Appstore ve Google Play milyonlarca App barındırarak sektörün lideridir. Bu firmaların algoritmaları yöneterek arama ve öneri sisteminde kendi ürünlerine yönlendirme konusunda ciddi tröst iddiaları bulunmaktadır. Benzeri sorun Amazon gibi perakende pazaryerleri için söz konusudur. Nitekim Trendyol geçtiğimiz aylarda buna benzer bir iddiadan dolayı Rekabet Kurumu tarafından yüksek tutarlı bir cezaya maruz kalmıştır.

İşin ticari özüne dönersek metaverse platformunun sağlayıcıları, hem toplanan verileri hem de algoritmik mantığı ticari gelirlerini artırmak için dizayn ederler. Bu çaba kullanıcılardan her türlü veri alınmasını sağlarken üçüncü taraf satıcılardan, diğer kullanıcılardan ve reklam sağlayıcılardan operasyonel verileri korumayı sağlar.  Bugün dijital platformların toplam değeri dünyada 8.2 trilyon doları aşmışken elbette platform sahipleri güçlü ağ etkisi oluşturmak için ağlarında etkin rekabeti önlemek ve kullanıcıların ağdan ayrılmasını caydırmak amacıyla rekabete aykırı uygulamalara girişecektir. Burada sınır rekabete aykırı uygulamanın hukuka aykırı olmamasıdır ve bu iyi bir tasarımla mümkündür. 

Sonuç olarak, metaverse platformları ancak oldukça büyük olduğunda karşılaşabileceği bu sorunu baştan çözebilmek için iyi bir hukuki tasarım yapmalı ve potansiyel rekabete aykırı davranışları ve tüketici zararlarını dikkate almalıdır.  Platformda herhangi bir şirkete–ürüne ayrıcalık tanımak veya onu kasıtlı pazar dışına itme konusunda rekabet hukuku kuralları dikkate alınmalıdır. 

Bundan sonraki makalemizde metaverse’in vazgeçilmezi biyometrik veriyi ve ticari sırları ele alacağız.

Metaverse eko sistemi günün sonunda rekabet hukuku kapsamında bir pazardır ve bu pazarda hakim durumda bulunma veya birlikte anlaşmalarla rekabet bozucu eylemlerde bulunma hukuka aykırıdır. Coco-cola’nın kendi kurduğu eko sistemde Pepsi’ye yer vermek istemesi en doğal hakkı olacağı düşünülse de bunların birlikte satılabildiği pazaryerinin birine öncelik tanıyıp diğerini dışlaması sorun oluşturabilir. Tabi bu sorun oluşma ihtimalinin ön şartı önemlilik kriteridir. 
Perakendeci, rakiplerinin mal ve hizmetlerini satarken veya rakiplerinin mal ve hizmetleriyle kendi malları ile rekabet ederken ve aynı zamanda bu mal ve hizmetler için araştırma ve tanıtım platformu olarak hizmet ettiğinde sorun daha da kötüleşmektedir. 

Örneğin Appstore ve Google Play milyonlarca App barındırarak sektörün lideridir. Bu firmaların algoritmaları yöneterek arama ve öneri sisteminde kendi ürünlerine yönlendirme konusunda ciddi tröst iddiaları bulunmaktadır. Benzeri sorun Amazon gibi perakende pazaryerleri için söz konusudur. Nitekim Trendyol geçtiğimiz aylarda buna benzer bir iddiadan dolayı Rekabet Kurumu tarafından yüksek tutarlı bir cezaya maruz kalmıştır.

İşin ticari özüne dönersek metaverse platformunun sağlayıcıları, hem toplanan verileri hem de algoritmik mantığı ticari gelirlerini artırmak için dizayn ederler. Bu çaba kullanıcılardan her türlü veri alınmasını sağlarken üçüncü taraf satıcılardan, diğer kullanıcılardan ve reklam sağlayıcılardan operasyonel verileri korumayı sağlar.  Bugün dijital platformların toplam değeri dünyada 8.2 trilyon doları aşmışken elbette platform sahipleri güçlü ağ etkisi oluşturmak için ağlarında etkin rekabeti önlemek ve kullanıcıların ağdan ayrılmasını caydırmak amacıyla rekabete aykırı uygulamalara girişecektir. Burada sınır rekabete aykırı uygulamanın hukuka aykırı olmamasıdır ve bu iyi bir tasarımla mümkündür. 

Sonuç olarak, metaverse platformları ancak oldukça büyük olduğunda karşılaşabileceği bu sorunu baştan çözebilmek için iyi bir hukuki tasarım yapmalı ve potansiyel rekabete aykırı davranışları ve tüketici zararlarını dikkate almalıdır.  Platformda herhangi bir şirkete–ürüne ayrıcalık tanımak veya onu kasıtlı pazar dışına itme konusunda rekabet hukuku kuralları dikkate alınmalıdır. 


Bundan sonraki makalemizde metaverse’in vazgeçilmezi biyometrik veriyi ve ticari sırları ele alacağız.



Diğer İlgili Makalelere Göz Atın

Metaverse Ekosisteminde Fikri Mülkiyet için tıklayınız.

Metaverse Evreninde Veri Güvenliği, Verilerin İşlenmesi ve Yapay Zeka için tıklayınız.

https://www.finahukuk.com/2022/02/23/metaverse-ve-menkulkiymet/

Metaverse ve Oyun Sektörü için tıklayınız.

 

1 Comment

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.